HANIMELİ
HANIMELİ FORUMA HOŞ GELDİNİZ
LÜTFEN ÜYE OLUN
YADA GİRİŞ YAPIN


HANIMELİ

GÜNLÜK SIKINTILARDAN KURTULMAK İÇİN HERŞEY BURADA
 
AnasayfaKapıTakvimAramaKayıt OlGiriş yap
MESAJLARINIZI BEKLİYORUZ
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 9 kişi Paz Tem. 30, 2017 5:59 pm tarihinde online oldu.
En son konular
» 2 RENK ÖRGÜDE İP GEÇİŞLERİ NASIL YAPILIR
C.tesi Kas. 06, 2010 2:02 pm tarafından comet70

» Cezmi Ersöz / Yedek Sevgili
Cuma Haz. 18, 2010 6:45 pm tarafından Admin

» kadın çeşitleri
Perş. Haz. 03, 2010 8:51 pm tarafından EMİNEM

» BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU----Sitem
Perş. Mayıs 20, 2010 7:15 pm tarafından EMİNEM

» Christina Aguilera -----Hurt
Paz Mayıs 16, 2010 1:17 pm tarafından EMİNEM

» Alicia Keys When You Really Love Someone
Paz Mayıs 16, 2010 12:58 pm tarafından EMİNEM

» bedirhan gökçe---- kime ne
C.tesi Mayıs 15, 2010 8:30 pm tarafından EMİNEM

» DUT
Perş. Mayıs 13, 2010 6:35 pm tarafından EMİNEM

» ANNE
Salı Mayıs 04, 2010 10:38 pm tarafından Admin

En iyi yollayıcılar
Admin
 
EMİNEM
 
nilüfer
 
comet70
 
nurmutfakta
 
Eminedantelorgu
 
SEREN
 
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
TakvimTakvim

Paylaş | 
 

 Ali Çolak ----DENEME 1,2,3:D BİR DENEME YAZISI...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Oğlak çin astrolojisi : Ejderha
Mesaj Sayısı : 178
Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 40
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: Ali Çolak ----DENEME 1,2,3:D BİR DENEME YAZISI...   Paz Mart 14, 2010 8:52 pm



Yalın şeylerin ardında"Her sözcük bir geçittir / bir
buluşmaya, çoğu zaman vazgeçilen, / işte o zaman doğrudur o sözcük:
buluşmakta direttiği zaman" diyor, Yannis Ritsos ...
"Yalın şeylerin
arkasına gizleniyorum beni bulasın diye; / beni bulamazsın, eşyayı
bulacaksın, / elimin dokundu...ğu şeylere dokunacaksın, / parmak izlerimiz
karışacak birbirine." Yalın şeylerin ardına gizliyoruz kendimizi, gelsin
bizi bulsunlar diye... Sözcükler aşılması güç bir geçit gibi
sıralanıyor aramızda, sıradağ gibi... Direttiğimizde açılır mı
sözcüklerin kapısı? Arkasında ne sırlar var oysa, ne ay ışıkları,
kayaların bağrında tüten kekikler!.. Sözcükler zırhımız mıdır bizim,
kendimizi ele vermemek için? Kolayca teslim olmayan kalelerimiz mi? İyi
ki varlar mı; yoksa neden mi giriyorlar aramıza, engelliyorlar mı
büsbütün 'karışmamızı'? Parmak izlerimizin eşyada buluşması daha
anlamlı, daha zengin mi olurdu?
Sözcüklerin yetmediği açık... Belki
ebedi bir susku, bir dilsizlik hali, çok daha çıplak anlatabilirdi bizi
birbirimize. Zırhlara takılıp kalmazdık o zaman. Sözcüklerin, aynı anda
yalnız bir tek ruh halini; karanlığı ya da aydınlığı anlatabileceğine
inanacağım neredeyse! Oysa her ikisini de taşıyoruz içimizde, hem
yüzümüzde. Bu da 'açıklanamaz', söze gelmez bir durum. Öyle diyor ya
Samuel Beckett: "Aynı anda hem karanlıkta hem de aydınlıktaysak,
açıklanamaz olanla da karşı karşıyayız demektir."
Nedir bu
açıklanamaz olan? Korkunun karanlığıyla umudun ağartısı, aşkın
uçarılığıyla çöküntünün ağırlığı, suskunun içe gömülmüşlüğü ile haykırma
arzusunun çarpıntısı. Alıp başını gitmenin hafifliği ile kapanıp kalma
isteğinin boğuntusu... Tüm bunları bir arada yaşayabilir mi insan?
Ruhunda hem bir gezgini hem de bir Oblomov'u taşıyabilir mi? Oblomov ki,
kendi hayatının yolunu ağır bir kaya parçasıyla tıkanmış daracık,
zavallı bir patika gibi görüyordu. İçimizde zaman zaman bir Oblomov
yatmadığını kim söyleyebilir? Belki de Lenin haklı, 'Onu adam etmek için
daha çok zaman yıkamak, temizlemek, sarsmak, dövmek gerekecek...'
Oblomov'u,
belki de kendimizi anlamak için, tekrar Beckett'a, o çok susan adama,
söz vermemiz gerekiyor aslında: "İçimde katledilmiş bir varlık taşıdığım
duygusunu hep hissetmişimdir. Ben doğmadan önce katledilmiş bir varlık.
Bu katledilmiş varlığı bulmak zorundayım ben. Ona yeniden can vermeyi
denemeliyim." İçimizde 'katledilmiş bir varlık'... Olabilir mi
gerçekten... Bütün suskunluğumuzun, zaman zaman Oblomov'a hak
verişimizin gerekçesi bu olabilir mi? Ve Oblomov gibi 'ona yeniden can
verecek' kudreti kendimizde bulamayışımız, bu katledilmiş varlığın
küskünlüğünden mi?
Sözcükler geçit vermiyor karışmamıza... Yalın
şeylerde arayalım birbirimizi. Suskularda arayalım. Sözcüklerin
yetmediğini, belki de en çok onların sihrine inananlar bilir.
Belki
de sözler çoğaldıkça yiter asıl anlaşılacak olan, üstü örtülür... Bu
yüzden dilsizlere özendiğim olur, hiç sözcüğü olmamış insanlara. Ve
keskindir onların bakışları, çok şey anlatır gözleri, elleri ve yüzleri.
Yalın şeylerin dilini en iyi onlar bilir, bir evren açarlar
dokunuşlarıyla... Bizse sözcüklerin kalabalığında yitiriyoruz içimizdeki
evrenin renklerini. Oysa yanıyor içimizdeki ateş, büyüyor.
'Açıklanamaz' olan, sınırlarını genişletiyor durmadan. Beckett'ın dediği
gibi, "Beden çekip gidiyorken, içimizdeki ateş yanmaya devam ediyor."
Söz okyanusunun ortasında, suskunun karaları kaplıyor her yanımızı. Ve
bir elimizde de Cummings tutuyoruz, yaşamaya açılıyor kapısı onun:
"Yaşıyor olmanın büyük üstünlüğü/ (ölümsüzlük yerine) öyle pek çok
değildir/ öyle ki akıl artık doğrulamaktan çok yanlışlar/ kalp neyi
duyumsayabilir ve ruh neye dokunabilir/ -büyüklük (sevgilim) şudur ki/
aşk içreyiz biz aşk içreyiz biz... benim aşkım hep yeşillikler üzre
geçti/ büyük altın bir at üstünde/ gümüş şafağa doğru."



Yazan:


Ali
Çolak



ALINTI



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://hanimeli.eniyiforum.org
 
Ali Çolak ----DENEME 1,2,3:D BİR DENEME YAZISI...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» html deneme alanı
» Masal Yazısı
» Hide Link Eklentisi Yardım
» Tıkla! Kodu
» Forum Yazısı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HANIMELİ :: İlk kategoriniz :: KİTAPLIK :: ŞAİRLER VE YAZARLAR-
Buraya geçin: